Darbe Notları (Geniş Koalisyonlu İhanet)

askeri darbe ihtilal genel kurmay başkanlığı

Yıl 2008. Ankara’daki evimizde  dostlarımızla hasbihal ediyoruz. O günlerde Ergenekon operasyonları tüm hızıyla devam ediyordu. Müslüman Türk milletinin büyük bölümü tarafından maalesef “hizmet” adıyla anılan cemaat ise bu operasyonlarda en ön safta yer alarak, ülkeyi askeri vesayetten kurtaracağını savunuyordu.

 Meşhur Samanyolu televizyonunun her haber bülteni, ürkütücü sesli haber spikerlerinin  “Ergenkonun bir korkunç planı daha ortaya çıktı!”, “Demokrasiye darbe girişimi” ifadeleri ile başlıyor ve tutuklanan askerlerin, gazetecilerin görüntüleri ile sürüp gidiyordu.

Bir arkadaşımıza, kendilerinin hizmet dedikleri bu şebekenin önümüzdeki bir kaç yıl içinde Türkiye’nin başına büyük bir dert açacağını anlatmaya çalışıyor, karşılığında ise cemaatin yaptığı büyük hizmetlerin, kaliteli okulların unutulmaması gerektiği cevabını alıyorduk. Dostumuzun bu hatırlatması üzerine, “her şerde bir hayır elbette vardır. senin anlattığın okullar ve hizmetler şerden doğan hayırdır. ama kalkış noktası şerdir ve başımıza bela olacaktır” dediğimi hatırlıyorum.

Bir şeyin harcı art niyetle ve şerle karılmışsa, onun hayra tebdil olması mümkün değil. Cemaatin başı şerdi, sonu da şer oldu. Demokrasiyi kurtarmak iddiasıyla yola çıkıp sonunda kendi vatandaşını tanklarla ezecek kadar korkunç bir duruma düştü.

***

Pensilvanya’da “mütevazi şartlarda” yaşayan firari vaiz, 15 Temmuz darbesinin artık başarılı olamayacağının kesinleştiği dakikalarda kendisinin ve cemaatinin bu ayaklanma ile irtibatının olmadığını açıklayarak, başına geleceklere engel olmaya çalışıyordu. Yabancı basın mensuplarını başına toplayarak yaptığı konuşmada da “uluslararası komisyon darbeyi araştırsın, bizim dahlimiz varsa sonucuna katlanmaya hazırız” diyerek pehlivanlık naraları atıyordu. Yıllar boyunca, dünyanın her yanına serpiştirdiği okullar için “benimle alakası yok” demekten çekinmemiş, “cemaat diye bir şey yok, bunlar iftira” diyerek kendi varlığını bile inkar etmiş olan birinin bu sözlerine kim inanır bilmiyorum.

Bugüne kadar müntesiplerine bütün talimatlarını vaaz adı altında yayınladığı ve konuşmalarının içinde şifrelediği gizli ifadelerle vermiş hilebazın, yediği haltın ispatının nerede ise imkansız olduğunu düşünerek böyle bir meydan okumaya cür’et ettiğini düşünüyorum.

***

O gece gerçekte neler yaşandığını hala bilmiyoruz. Malum şer cemaatinin bu işin merkezinde olduğu görülüyorsa da daha derin ve daha geniş kapsamlı bir tezgahla karşı karşıya olunduğu anlaşılıyor. Şu ana kadar darbede hangi generallerin yer aldığı konusunda birçok bilgi yayıldı ortalığa, ancak bunların ne kadarının doğru olduğunu da kestirebilmek güç. En son, bu akşam ifadesi yayınlanan ve darbenin 1 numarası olduğu iddia edilen general, en büyük komutanları da şahit göstererek kendisinin bu işle ilgisinin olmadığını söyledi. İfadesinde anlattığı tablonun garipliğini ifade metnini okuyanlar hemen fark edecektir. Özellikle masa başında çay içilerek konuşmaların yapıldığı kısımlar dikkat çekiyor.

***

Fethullahçı tayfanın bu ayaklanmadaki rolü üzerinde durulurken gözden kaçmaması gereken bir şey var. Olay bir cemaatin imkan ve kabiliyetinin ötesinde bir büyüklüğe sahip. Ortada bir koalisyon olduğu anlaşılıyor. Gülen örgütünün vurucu güçlerden birini oluşturduğu büyük bir koalisyon var sanki. Zaten Gülen’in, yabancı basına yaptığı açıklamada hükümeti IŞİD’e destek vermek gibi uzun zamandır Batı medyasının büyük bir iştahla anlattığı hikayeyi tekrar etmesi manidardı. Gün içinde WikiLeakes tarafından yapılan “şantaj” nitelikli açıklama da bu tablo içinde gayet anlamlı görünüyor.

Şu anda 2.dalga olacak mı, yeni bir teşebbüs olabilir mi soruları herkesin aklını meşgul ediyor. Fethullahçı kadronun tasfiyesi için başlatılan operasyonlar büyük oranda devlet kurumlarının temizliğini sağlayacaktır. Ancak yeni bir dalganın olup olmayacağı sorusunun cevabını, bu cemaat kliğinin üyesi olduğu iç ve dış katılımlı koalisyonu çözdüğümüz zaman alabileceğiz. Eğer eski hava komutanının ifadesinde anlattığı hikaye doğruysa ve birilerinin kalkıştığı ayaklanmayı en üst düzeyli komuta kademesi masa başında ikna seansı düzenleyerek bastırmaya çalışıyorsa burada garip bir durum var demektir. Meselenin dışarıda olduğu kadar içeride de henüz anlaşılamayan derin bir yönü var. Bu derinlik nereye kadar iniyor ve kimleri kapsıyor? Normal şartlar altında hükümete karşı bir ayaklanmaya destek vermesi beklenen ordudaki kesimler, medya ve iş dünyası buna destek vermediğine göre komuta kademesinin neredeyse tamamını kitleyip etkisiz hale getirebilen nasıl bir güçtür? Buna benzer birçok sorunun cevabını bilmeden tehlikenin ne boyutta atlatıldığını anlamak da mümkün görünmüyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s